Kayıt Ol

Giriş

Şifremi Kaybettim

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Gönderilen link ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

soru ekleme

Şikayet eklemek için lütfen üye olun ya da giriş yapın.

Giriş

Kayıt Ol

Kullanıcı Sözleşmesi ve Kişisel Verileri Koruma Politikasını kabul ediyorum.

Sosyal medya psikolojimizi nasıl etkiliyor?

Sosyal medya psikolojimizi nasıl etkiliyor?

Dünya nüfusunun yaklaşık % 40’ı olan üç milyar insan çevrimiçi sosyal medya kullanıyor. Her gün hayatımızın bütün detaylarını neredeyse bu platformlarda paylaşarak, beğenerek, tweetleyerek ve güncelleyerek günde ortalama iki saat geçiriyoruz. Bu, her dakika paylaşılan yaklaşık yarım milyon tweet ve Snapchat fotoğrafı anlamına geliyor. Peki sosyal medya hayatımızda bu kadar büyük bir rol oynuyorsa, zihinsel sağlığımızı nasıl etkiliyor?  Biz sorduk, Uzm. Psikolog Nazende Ceren Öksüz yanıtladı.

Sosyal medyada “sosyalleşmek” bir ihtiyaç mıdır?

Teknoloji çağında sosyal medya da sosyalleşmenin bir parçası olduğundan, bir ihtiyaç haline gelmeye başladığını söyleyebiliriz.

Mesajlaşma ve sosyal medya bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız? Bu bağımlılıkların ne tür zararları olabilir? Sosyal medya bağımlılığının fiziksel ve duygusal etkileri nelerdir?  Nasıl tedavi edilebilir?

Eğer sosyal medyadan uzak kaldığımızda kendimizi yalnız, huzursuz, ve eksik hissediyorsak; ve sonucunda tekrar sosyal medyada zaman geçirmekten kendimizi alamıyorsak, bu alışkanlık hayatımızı sağlıklı yaşayabilmemizi engelliyorsa bağımlılık haline gelmiş demektir.

Her türlü bağımlılık gibi internet bağımlılığı da kişinin hayatına devam etmesini engeller. Kişilerarası ilişkilerini bozar, zamanının çoğunu boşuna harcamasına neden olur,

kişiyi atıl bırakır. İş yaşamındaki performansını olumsuz etkiler, ve sonuç olarak kişinin kendilik algısına zarar verir. Bu da başta depresyon olmak üzere pek çok psikiyatrik rahatsızlıkların riskini arttırır. İşin kötüsü, depresyona giren birey hayatın zorluklarından kaçınmak için daha fazla sanal alemde zaman geçirmeye başlar ve kendini zor bir kısır sürecin içinde bulur.

Bunun yanısıra fiziksel olarak da zarar verir. Teknolojik cihaz ekranlarına uzun süre bakmak gözlerde olumsuz etkiye neden olur. Sürekli aynı pozisyonda hareketsiz kalmak, ve fiziksel aktiviteden uzaklaşmak vücuda zarar verir.

Ayrıca araştırmalar internette aşırı zaman geçirmenin beyin hacminde azalma gibi ciddi zararları olduğunu göstermekte. Bu nedenle beyinde duygusal ve bilişsel süreçlerde bozulma meydana geliyor. Sonuç olarak öfke kontrolü, kaygı bozukluğu, hızlı duygu değişimleri, planlama, organize etme, önem sırasına koyma ve kontrol gibi yürütücü işlevlerle ilgili problemler ortaya çıkıyor.

Tedavisine gelince, eğet bir bağımlılık söz konusuysa tedavisinizi en az 1 sene psikiyatirst ve klinik psikolog ile yürütülmesi gerekiyor. Bağımlılık tedavizi uzun sürer ve istikrar gerektirir. Kişinin kendi kendine aldığı kararlarla kurtulması mümkün değildir.

İnternet ve sosyal medyanın insan zihni üstündeki etkileri nelerdir? (Örn. Dalgınlık, dikkatsizlik, unutkanlık, zeka geriliği, önceliklendirme ve yanlış tercih vb.)

İnternet bağımlılığının zeka geriliği gibi bir etkisi olmaz. Zeka geriliği sonradan meydana gelen bir şey değildir. Ancak beyin kanaması yada beynin darbe alması, yada hızlı nörolojik yıkım  (Beyin sinirlerinin erken yaşta ölmeye başlaması) sonucunda, dışarıdan zeka geriliği gibi görülen nörolojik problemler ortaya çıkabilir.)

Yapılan araştırmalarda sosyal medya paylaşımları beğenilmeyen insanların psikolojilerinin etkilendiği belirtiliyor. İnsanlar neden sosyal medyada beğenilmeye ihtiyaç duyuyor?  

Bu bilgiyi genellememek lazım. Herkesin psikolojisi sosyal medyadaki beğeniden direkt olarak etkilenmez. Aslında bu durum iki nedenle oluşuyor. Birincisi kişilerin kendilik algılarında bir problem varsa, yani kişi kendine güvenmiyor yada aşırı güveniyorsa bu durum dışarıdan gelecek onayı haddinden fazla önemli kılar. Dışarıdan gelen onayın sosyal medya aracılığıyla yada gerçek yaşamda olmasının bir önemi yok.

İkinicisi de özellikle ergenlik çağında (ancak yetişkinlerde de görülüyor) arkadaş çevresinin sosyal medyaya verdiği önem, kişinin “sanal beğeni” ye duyduğu ihtiyacı arttırabiliyor.

Burada en önemli konu kişinin kendine güven duyması ve kendiyle mutlu olabilmeyi başarmasıdır.

Neden insanlar sosyal medyada daha fazla takipçi, beğeni ve retweet’inin olmasını ister? Bu eksikleri tamamlamak için illegal olarak takipçi satın alma yoluna gidiliyor. Bunu tetikleyen arzu nedir?

Bu durumun ticari sebepleri de olabiliyor. Psikolojik sebeplerine gelince, sosyal onay ihtiyacı ve kişinin kendi değerini başkalarının üzerinden biçmesi olarak özetleyebiliriz.

Gerçek dünya aşkları artık bitiyor mu? Sosyal ağlar ve tinder gibi flört uygulamaları aracılığı ile ilişki kurmak sağlıklı bir tutum mu?

Yeni dünya düzeni maalesef tüketim üzerine kurulmuş durumda. Hızlı yaşa-hızlı tüket felsefesi romantik ilişkileri de ağına düşürdü. Ancak çeşitli flört uygulamalarında tanışıp sağlıklı ilişkiler yürütebilen kişiler de var. Yoğun iş temposundan dolayı insanlar sosyal yaşama fazla zaman ayıramıyor. Bu uygulamalar farklı çevrelerden kişilerin iletişim kurmasına olanak sağlıyor. Dolayısıyla bu uygulamalardan ilişki kurmak sağlıksız değil, ancak hızlı yaşamanın ve tüketmenin sakıncalarını akılda tutmalıyız. Romantik ilişkiler iç huzur ve dengeyi korumak için olmalı. Bunu unutmadığımız sürece ilişkinin hangi kanalla başladığı çok da önemli değil.

Sosyal medyada flört yaşama kolaylığı evlilikleri ve ilişkileri nasıl etkiliyor?

Sosyal onay – takdir edilme doğuştan getirdiğimiz bir ihtiyaçtır ancak aşırısı kendi hayatımızı yaşamamızı engelliyor. Bu nedenle ilişkilerimizde mutlu olmayı “sosyal beğeni için bir zorunluluk” gibi algılıyoruz. Olumsuz duygularımızı ve iyi gitmeyen olayları maskelemek istiyoruz. Öyle ya, başkalarının bizi takdir etmesi için ilişkilerimizde de “mutlu ve yeterli” görünmeliyiz.. Ancak bu durum bizim geliştirmemiz gereken yönlerimizi ve gayet doğal olan olumsuz duygularımızı fark etmemizi engelliyor. Sonuç olarak kendimizi olduğumuz gibi kabul etmiyor, kendimiz gibi olamıyoruz.

Sosyal ağlarla birlikte arkadaşlık kavramı nasıl değişti?

Yaşadığımız dönemde rekabet ve mükemmeliyetçilik çok önemli. Bu da kişilerin kendilerini hatalarıyla kabul etmelerini ve kişilerarası dayanışmayı baltalıyor. Olumsuz duygular paylaşılmıyor, arkadaşlıklar hızlı başlayıp hızlı bitiyor. Yardımseverlik ve merhamet duygusu azalıyor. Arkadaşlığın da tüketildiğini söylemek mümkün. Önüne geçmezsek bireyselliğin ön planda olduğu toplumlardaki kronik problemler bizde de kronikleşecek…

İnternette cinselliğe ve pornografiye erişimin yasaklanmasını doğru buluyor musunuz? Kişilerin bastırdığı cinsel arzuları toplumda ne gibi sıkıntılara neden olabilir? İnsanlar neden sosyal medya sitelerini bu amaçla kullanıyor? (Neden sonuç ilişkisi aslında.. )

Çocuk ve ergenlerin cinsellikle ilgili yanlış ve aşırı dozda bilgiye erişmemesi gerekir. Ayrıca sapkın cinsel içeriklerin de engellenmesi gerekir.

İnternette fenomen olarak zengin olma hayali kişilerin sosyal hayatını ve psikolojisini nasıl etkiliyor? Fenomenlik bir meslek olarak görülmeli mi? Fenomen olmak için saatlerce bilgisayar başından kalkmayan, telefonuyla uzun saatler geçiren kişiler aslında sosyal medya bağımlısı mı? Bu tarz kişiler ne tür psikolojik sıkıntılar yaşayabilir?

İnternetten fenomen olma hayali yine sosyal beğeni ve takdir edilmenin bir sonucudur. Kişi bunu sanal alemden almayı bir alışkanlık haline getirirse bağımlılık devreye girer. Beğeni almadığında kendisini bir hiç gibi hisseder ve ağır bir depresif süreçle sonuçlanabilir.

Sosyal medya bağımlılığının yaşayabileceği psikolojik sıkıntıları önceki sorularda açıkladım.

Uzun saatler geçirmekle ilgili de şunu söyleyebilirim, eğer kişi hayatına zarar vermiyorsa ve bağımlılık belirtileri yoksa, bu eylemden maddi kazanç sağlıyor, başkalarına da zarar vermiyorsa sakıncalı diyemeyiz.

Eşlerin veya çiftlerin özel hayatlarını tüm detayları ile sosyal medya paylaşması teşhircilik anlamına mı geliyor?

Teşhircilik psikoloji literatüründe farklı anlamlar da taşıdığı için bu soruyu yanıtlayamıyorum.

Vatandaş gazeteciliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bazı adli olaylarda vatandaşlar cep telefonlara sarılıp kayıtsız bir şekilde olayları canlı yayınla sosyal medya hesaplarında paylaşabiliyor ve tv kanallarına gönderebiliyor. Bunu yaparken olayı yayınlama dürtüsü ile kimi zaman kendi hayatını da tehlikeye atabiliyor. Ancak en vahimi gözlerini önünde gerçekleşen bir olaya karşı duyarsız kalması ve belki de üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirmek yerine canlı yayın yapması veya video çekmesi.

Bu konuda çok deneyimim olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama kişisel fikrimi sorarsanız bir kişi başkası zarar görürken buna duyarsız kaldığı gibi bir de kaydetmeye çabalamasını insani değer yoksunluğu olarak görüyorum. Bu toplumsal yozlaşmanın ürünü, ve nedenidir.

İntihar eden insanlar sizce neden Facebook’ta son mesajlarını yayınlıyor? Amaçları geride bıraktıkları insanları cezalandırmak mı yoksa büyük showlarını yapmak mı? Bu insanlar nasıl bir psikoloji içerisinde olabilir ve neden bu davranışı gerçekleştirir?

Her intihar vakasının sebebi farklıdır. Ancak yine mesleki deneyimlerime dayanarak şahsi fikrimi söyleyeceğim. Yaşadığımız dünya bireyselliği ön plana çıkardığından insanların yardım çığlıkları karşılıksız kalabiliyor. Ne yazık ki intihar eden insanların da öfkelerini ve çaresizliklerini bu şekilde ifade ettiklerini düşünüyorum. “Show” diyebilmemiz için gerçek olmaması gerekirdi, ancak gerçek. Her türlü intihar girişimini (yani ölümle sonuçlanmasa dahi) tamamen gerçek olarak değerlendirmek gerekir. Bugün insanlara ders vermek için intihar ediyormuş gibi yapan kişi yarın gerçekten intihar edebilir ki araştırmalar da böyle olduğunu gösteriyor.

Hakkında Nurhan Demirel

Nurhan Demirel, 15 yılı aşkın süredir bilişim sektöründe iletişim danışmanı olarak hizmeti vermiş ve farklı platformlar için içerik üretmiştir. TRT 1’de yayınlanan kara mizah programı RADAR’ın, Kanal 1 Televizyonu’nda yayınlanan Bravoo isimli şaka programının senaryo yazarıdır. Nurhan Demirel’in; Turkcell Blog, Media Markt’ın teknoloji bloğu Media Trend, Kadinmag.net, Uçuş Noktası, PCkoloji ve Macline dergilerinde, sürekli olarak yazıları yayınlanmaktadır. LOCARD Global Cyber Security Summit adıyla Türkiye’nin ilk global siber güvenlik konferansını düzenleyen Demirel, “İlişkisi yok” isimli kitabıyla, sosyal medyanın ilişkileri nasıl etkilediği konusunda araştırmalar yapmıştır.

Beni Takip Et