Kayıt Ol

Giriş

Şifremi Kaybettim

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Gönderilen link ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

soru ekleme

Şikayet eklemek için lütfen üye olun ya da giriş yapın.

Giriş

Kayıt Ol

Kullanıcı Sözleşmesi ve Kişisel Verileri Koruma Politikasını kabul ediyorum.

Sosyal medya iletişimi nasıl etkiliyor?

Sosyal medya iletişimi nasıl etkiliyor?

Sosyal medya yeni iletişim şeklimiz. Üstelik yedi yaşında çocuğun da, yetmiş yaşında dedenin de… İnternete daha kolay erişebilir olmak, teknolojik aletlerin hızla gelişip en son özellikleriyle piyasaya sürülür olması, yaşadığımız koca koca binalarda yan komşumuzu bile tanıyacak kadar vaktimizin olmaması gibi birçok sebep bu yeni iletişim şeklini kolayca benimsememize sebep oldu.

Sosyal medyada ne kadar zaman geçiriyorsunuz?

Sosyal medyayı gereği kadar kullanmak normal hatta günümüzde bir gereklilik sayılabilecekken, sosyal medyada fazlaca vakit geçirip, yüz yüze kurduğumuz iletişimden daha fazlasını sosyal medyada gerçekleştiriyorsak, yolunda gitmeyen birşeyler var demektir. Otokontrolü çocuklara göre daha iyi olmasını beklediğimiz yetişkinlerin bile sosyal medya kullanım konusunda sıkıntı yaşadığını düşünürsek, bu durum çocuklar için daha fazla probleme yol açabilir.

İletişim problemleri yaşıyoruz

Öncelikle sosyal medyayı yoğun şekilde kullanan çocuklar gerçek hayatta kurdukları iletişimde sıkıntı yaşayabiliyorlar. Bilgisayar başında büyük büyük cümleler kuran, konuşmaktan çekinmeyen çocuk yüz yüze olduğunda robotik söylemleri yüzünden karşı tarafa duygusunu aktaramayabiliyor veya onları anlamakta zorlanabiliyor. Başlayan iletişim problemleri çocukları zorbalığa ya da zorbalığa maruz kalmaya, sosyal olarak içe çekilmeye, kaygıya, depresyona, okuldan kaçınmaya, akademik zorlanmalar yaşamasına sebep olabiliyor. Bütün bunlar çocukların daha fazla zahmetsiz gördükleri yeni iletişim şeklimiz sosyal medyaya yönelmesine sebep oluyor. Sıkıntı yaşanan ortamdansa, bu sanal dünya daha cazip hale geliyor ve bu kısır döngü yüzünden gitgide bu dünyanın içine çekiliyor.

Efekt verilmiş, sanal hayatlar

Sosyal medyanın  vazgeçilmezi “fotoğraflar” çekiliyor, çekilen fotoğraflardan en güzel, en dikkat çekiçi, en fazla beğeni alınacak olanı seçiliyor ve efektlerle cilalanıp postlanıyor. Bu fotoğrafın altına etkili bir şeyler yazıp dikkat çekmeye çalışırken, vaktin çoğu burada geçmiş oluyor. Hatta bazen sadece orada bir şeyler paylaşabilmek için hazırlıklar bile yapılıyor.

Memnun olunmayan özellikler, aslında yapılamayanlar, çevredekiler kadar iyi olmadığı düşünülerek kullanılan filtreler, genel olana, normal sayılana dahil olma çabası kendinden farklı birini oluşturmasına sebep oluyor… yeteri kadar iyi olmadığı düşünülerek yaşıtlarından, takip ettiği fenomenlerden etkilenerek oluşturduğu bu kimlik, altı dolu olmayan bir özgüvene sebep oluyor. Olmak istediği ve gerçek benliği arasındaki fark ne kadar büyük olursa sıkıntılar o kadar fazla oluyor. Bu ikisi arasında dengeyi kuramayan çocukların, gençlerin sağlıklı bir kimlik geliştirmesi neredeyse imkansız oluyor.

Paylaşmadan yapamıyoruz: Doğumu ve ölümü de paylaşıyoruz!

Doğumdan ölüme en ince ayrıntısıyla sosyal medyada paylaşır olduk. Hastane odasında az önce doğmuş bir bebek, hatta çok daha ileri gidip az  önce  vefat etmiş   dedeyi bile önce sosyal medyada paylaşma telaşına düştük… Mutluluğu, üzüntüyü doya doya yaşayamadan başkalarına ne kadar mutlu ya da üzgün olduğumuzu göstermek ilk hedefimiz oldu.

Çocukların sosyal medya ile sınavı

Yeni evli çiftlerin yeni yuvalarında her günlerini doya doya seyretme furyasından sonra, doğan bebeğin her anını görmeye başladık. Fotoğraflama, paylaşma derdinden anı yaşayamayıp çevremizdekilerle gerçek bir paylaşım yapamıyoruz. Çocukların ağlarken, gülerken, yemek yerken, oyun oynarken, gün içerisinde her anını paylaşmaya çalışarak ne kadar mükemmel bir anne olduğumuzu herkese gösterme çabası içindeyiz. Bu çaba yüzünden oradan oraya koşturan, dilediği gibi oynayamayan annesinin soktuğu kalıbın içinde büyümeye çalışan bir sürü çocuk var artık etrafta. Mükemmel bir şekilde yetiştirildikleri düşünülen bu çocuklara yan taraftan harika oldukları sürekli hatırlatılıyor. Sonra ne mi oluyor? Başka bir mükemmel çocukla karşılaştığında, konuştuğunda, oynadığında yada kavga ettiğinde alttan alınmıyor, övülmüyor, pohpohlanmıyor, ‘normal’ ‘ diğerlerine benzer’ olduğunu bir şekilde öğrenmiş oluyor. Tam bir hayal kırıklığı…

İşte bu hayal kırıklıklarını yaşatmamak adına çocuklarımızla ilgili paylaşımları mutlaka sınırlandırmalıyız. Hele ki anlamadığı yaşlarda dahi olsa büyüdüğü zaman rahatsız olacağı şeyleri paylaşmamalıyız. Başarısızlıklarını göstermekten nasıl kaçınıyorsak, aldığı başarıları, güzel karnesini, kazandığı oyunu gereğinden fazla, uzunca süre paylaşarak çocuğu hem sürekli böyle olması konusunda bir yükün altına sokmamak, hem sadece başardığında bu kadar değerli olduğu mesajını vermemeye dikkat etmek gerekiyor.

Teknoloji bağımlısı mısınız?

Teknoloji, internet,sosyal medya kullanımı o kadar arttı ki bağımlılığından bahsediyoruz artık. Alkol ve madde bağımlılığında olduğu gibi kişinin kullanımı giderek artıyor ve yoksun kaldığında ciddi bir ruhsal sıkıntı oluşuyor. Peki, bütün bunlar  ne zaman bağımlılık haline geliyor?

Geçirdiğimiz vakit bir öncekinden hep daha fazla oluyorsa, bu istek durdurulamıyor, teknoloji haricindeki vakit önemini kaybediliyorsa, işlevsellik bozuluyor, okul aile arkadaşlar önemini kaybediyorsa artık bağımlılıktan söz edebiliriz.

Uyku sağlığına dikkat!

Teknolojinin yoğun şekilde kullanımı maalesef birçok problemi de beraberinde getiriyor. İşten okuldan gelenler soluğu bilgisayar tablet başında alıyor yada gün içerisinde de kısıtlanan telefon kullanımı akşam artıyor. Bu uyku saatinin ertelenmesine, daha az uyunmasına ve uyku kalitesinin bozulmasına neden oluyor.

Bir çok uyarana erken yaşta maruz kalan çocuklar, ergenler üstüne birde teknolojinin yoğun kullanımı eklenince birçok sorusunun cevabını iletişim kurararak, karşısındakine sorarak öğrenmek yerine buralardan öğreniyor. Bunların başında ise genellikle cinsellikle ilgili sorular geliyor. Erken yaşta hızlıca ve yaşına uygun olmayan şekilde öğrenen çocuğun yanlış şeyler düşünmesine veya korkmasına, kaçınmasına sebep olabiliyor. Ergenlik döneminde ise cazip hale gelebiliyor, yoğun şekilde bunlara maruz kalmak ise sağlıklı gelişimlerini etkiliyor.Girdiği siteler, sosyal medya hesaplarının güvenilirliği derken cinsel istismara uğrama riskleri de artabiliyor.Ebeveynler mutlaka doğru bilgileri kendi ağızlarından ve yaşlarına uygun şekilde çocuklarına vermelidirler. Oyunları, internette ne yaptığını kontrol etmeli veya filtre programı kullanmalı, Ara sıra internete birlikte girilmeli, neler yaptığı ve güvensiz internetten kendini nasıl koruyacağı konuşulmalıdır.

Sanal dünyada yaşadığı farklılıkları ya da olumsuzlukları anlayabilmesi, ailesiyle paylaşması ve genel olarak yoğun kullanımı engellemek ve için aile içinde olumlu ilişkiler kurulmalı, mutlaka birlikte vakit geçirilmeli, akranlarıyla kuracağı ilişki desteklenmeli, kendini iyi hissedeceği sanatsal veya spor faaliyetlerine yönlendirilmeli, sorumluluk verilmeli, kurallar konusunda tutarlı ve net olunmalıdır.

Artık literatüre teknoloji bağımlılığı diye bir kavram girdi, davranışsal bir bağımlılık. Vücuda alınan kimyasallardan yoksun kalınca oluşan sıkıntılar yerine teknolojiden yoksun kalınında oluşan bağımlılık. Peki ne zaman bir bağımlıktan söz edebiliriz. Bu sosyal medyada gezinmek, oyun oynamak, takıntılı bir şekilde sürekli birşeyler araştırmak

Geçirilen vakit günden güne artıyor, internet olmadığında huzursuz, agresif olunuyor, hayatındaki işlevsellik bozuluyor,okul aile ve sosyal hayatı etkileniyor ise

 

Hakkında Nurhan Demirel

siberzorbalik.org Kurucusu Nurhan Demirel, 1983 yılında Ordu'da doğdu. Ortaköy Zübeyde Hanım Anadolu Kız Meslek Lisesi Grafik Tasarım Bölümü’nün ardından, Marmara Üniversitesi Matbaa Öğretmenliği Bölümü’nü bitirmiştir. Nurhan Demirel, 15 yılı aşkın süredir bilişim sektöründe iletişim danışmanı olarak hizmeti vermiş ve farklı platformlar için içerik üretmiştir. TRT 1’de yayınlanan kara mizah programı RADAR’ın, Kanal 1 Televizyonu’nda yayınlanan Bravoo isimli şaka programının senaryo yazarıdır. Nurhan Demirel’in; Turkcell Blog, Media Markt’ın teknoloji bloğu Media Trend, Kadinmag.net, Uçuş Noktası, PCkoloji ve Macline dergilerinde, sürekli olarak yazıları yayınlanmaktadır. LOCARD Global Cyber Security Summit adıyla Türkiye’nin ilk global siber güvenlik konferansını düzenleyen Demirel, “İlişkisi yok” isimli kitabıyla, sosyal medyanın ilişkileri nasıl etkilediği konusunda araştırmalar yapmıştır. Çocuklar için alternatif teknoloji okulu PlayLab Türkiye’yi hayata geçiren Demirel, Bilişim Medyası Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olarak STK’ların çalışmalarına destek olmaktadır.

Beni Takip Et

Leave a reply