Kayıt Ol

Giriş

Şifremi Kaybettim

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Gönderilen link ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

soru ekleme

Şikayet eklemek için lütfen üye olun ya da giriş yapın.

Giriş

Kayıt Ol

Kullanıcı Sözleşmesi ve Kişisel Verileri Koruma Politikasını kabul ediyorum.

Sosyal medya tek tip insan modeli mi yetiştiriyor?

Sosyal medya tek tip insan modeli mi yetiştiriyor?

Teknolojinin gelişmesi ile geleneksel kitle iletişim araçlarını bir nebze de olsa gölgede bırakan bir gelişmeyi yaşadı 21. yy. dünyası. Yaşanan teknolojik gelişmeler küreselleşmenin kapılarını açmak için her ülkeye göz kırparken bir yandan da ticaret, eğitim, moda, sosyal ilişkiler gibi alanlarda hayatlarımıza davet edilmeyi ön koştu. Ünlü kuramcı

küreselleşmeyi eğlenceli bir dille tanımlarken her birimizin hayatının kıyısından köşesinden tutmayı da başardı. Williams’ın tanımı:

Merkezi Amerika’da bulunan bir şirketin Londra’daki bürosunda çalışan genç İngiliz, işi bitince Japon arabasıyla evine döndü. Alman mutfak eşyaları satan ithalatçı bir firmada çalışan eşi küçük İtalyan arabası ile trafikte daha kolay ilerleyebileceği için eve ondan erken gelmişti. Yeni Zelanda pirzolası, Kaliforniya havucu, Meksika balı, Fransız peyniri ve İspanyol şarabından oluşan yemeklerini yedikten sonra Finlandiya yapımı televizyonlarından İngilizlerin Falkland Adalarını alışına ilişkin programı izleyerek program sonrasında tam bir İngiliz olduklarını hissederek mutlu oldular

Tek tip insan modeli
Yani kısacası; dünya dönmeye devam ettikçe birbirimizin hayatlarına daha çok karışıyor ve belki de tek tipleşiyoruz. Teknoloji ve bilişim sektörü nefes kesmeden büyürken mesafe algımız azaldı. Uzaklar yakın oldu ve dünyamız global dünyaya doğru hızla evrilmeye başladı. Ulusları aşan iletişim ve etkileşimler interneti daha cazip hale getirdi hele ki boş zamanlarımızda bize arkadaşlık edebilecek oyun içeriklerinin üretilmesi; interneti hayatımızın vazgeçilmez unsuru haline getirdi.

İyi günde ve kötü günde… Her anımızda sosyal medya!
Sosyal medya birçok kullanıcının hayatına farklı bir renk kattı kuşkusuz. Hangi arkadaşımızın en güzel otelde konakladığını, akşam eğlencesinde kimin hangi cafe ya da restaurantta hangi pahalı ve hatta şatafatlı yemeği yediğini, kimin yurtdışına seyahat ettiğini, yüksek lisansını bitiren arkadaşımıza ne hediye geldiğini biliyoruz mesela. Doğum haberlerini olduğu kadar ölüm haberlerini de sosyal medya üzerinden öğrendiğimiz zamanlarımız  oldu. Üçüncü sayfa haberlerinde sosyal medya yüzünden biten evlilik haberleri kadar, yine sosyal medyanın ‘sebep’ olduğu cinayetleri kanımız donarak okuduk maalesef ki.  Yani sosyal mecra  ya da siber uzam, hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde hep bizimle birlikte yer aldı ve görünen o ki yer almaya da devam edecek .  Gerçek yaşamdan farklı bir evrene atladığımız ve hatta online hayatlar yaşadığımız dakikalarda farklı bir kültürün oluştuğu da bir gerçek.

 

 

Hakkında Tuba Kapucı

Hacettepe üniversitesi sosyoloji bölümünden mezun oldum. Öğrencilik yıllarımda üniversite radyosu olan Radyo Hacettepe’de eğitmen, editörlük ve program yapımcılığı yaptım. Amatör ruh ile profesyonel işler ortaya koyduğum o yıllarım iş hayatının provası niteliğindeydi. Bu dönemdeki programların yayına zamanında girmesi, program içeriklerinin zamanında onaylanarak kayıt edilmesi, şarkı düzenlemeleri, şehir içi kültür sanat aktiviteleri, röportajlar, stajyer ekiplerin dersleri gibi kaygılarım; Aile ve Sosyal ppolitikalar Bakanlığı ‘Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğünde’ stajımı yaptığım sırada farklı konulara evrildi. Staj döneminde daha çok ‘Kadınların iş gücüne kazandırılması ‘ Aile kurumu literatür taramaları’ , dilekçelerin ilgili birimlere yönlendirilmesine odaklandım. Eş zamanlı olarak 'Trabzon umut ve Savaşım Derneği' nin yayımladığı sağlık, eğitim ve kültür dergisi olan "Umutla Yaşam Dergisi" nin 5. sayısında nitel araştırma teknikleri kapsamında üç sosyolog yürüttüğümüz ( Zümral H. ve Kübra B. ) "Kanser Hastaları ve Toplumsal Destek " adlı çalışmamız yayımlandı. Yurt dışında yaşama hayali olan biri olarak mezuniyetim sonrası ilk işim yurtdışına çıkmak oldu. Rotamı İspanya olarak beilrledim . Avrupa Gönüllü Hizmeti ( EVS )aracılığı ile İspanya’da rehabilitasyon merkezinde altı ay gönüllü olarak çalıştım. Alkol veya madde bağımlılığı olan, delirium tramens, şizorfreni tanısı olan hastaların kaldığı rehabilitasyon merkezinde dans grupları, resim ve ebru sanatı workshopları, yürüyüşler, puzzle aktiviteleri gibi aktiviteleri düzenleyerek boş vakitlerini geçirmelerine destek oldum. Türkiye’ye döndüğüm zaman Sağlık Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek hattında sosyolog olarak üç yıl danışmanlık yaptım. Arayan vatandaşlara bağımlılık konusunda bilgilendirme, bağımlı bireye yaklaşım , bireyin madde kullanımdan şüphe durumunda yapılabilecekler, adli süreçlerde başvurulabilecek merciiler, bağımlılık hastalığının yapısı konusunda destek almak isteyen vatandaşlara danışmanlık yaparak ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirme yaptım.

Beni Takip Et